yoksulluğun tadını çıkarın!

a=a'nın öyle olmadığını kanıtlamaya çalışan bir sisteme biz dünyalılar kapitalizm diyoruz. yoksul; açım param yok diyor, hükümet hayır aç değilsin asgari ücret bir kişiye de, on çocuklu bir aileye de yeter diyor. hatta neredeyse, yoksulluk çok güzel vallahi imkan olsa biz de yoksul olacağız ama şu inşaat projeleri o kadar kazandırıyor ki, zenginliğin önüne geçemiyoruz :(( kısaca diyor ki, "yoksulluğunuz tadını çıkarın." (fotoğraftaki iş de 6. berlin bienalinden)
bienal ve kitap yok etme çelişkisi

yedinci berlin bienalinde bence çok çok ince bir ip üzerinde yürüyecek bir proje var. almanya'nın ırkçı söylemler içeren ve en çok satanlarda bir nümeroya yükselmiş kitabını, deutschland schafft sich ab (almanya kendini yok ediyor) martin zet geri dönüşüm ile yok etmeyi planlıyor. içinde bolca nazi propogandası olan kitabın durumu bakalım nolcak. (ne kadar basın bülteni gibi yazdım bu arada daily e-motionmsnbc oldum.) bienali ve özellikle bu eylemi gidip yerinde çok görmek istiyorum.
blogger'ların klasik özür yazısı
"farkındayım uzun zamandır yazamıyorum, blogu ihmal ettim vallahi yakında yazmaya başlayacağım, benim blogumdan nölür vazgeçmeyin yazcım dedim yeaa" gibi her blogda görülen klasik özür dilenciliğine ben de ekleneceğim sevgili okuyucu. neden diye sorarsan, daily e-motion'a ilk başladığımda twitter falan yoktu tabi. bir cümle, bir his, bir espirik konseptini buradan loy loy lam götürüyordum. ne zamanki twitter çıktı, ben de kendimi bozdum. yok mention'larmış, yok takipçilermiş, yok selebritilermiş, ritivitlermiş kendimi internetin sosyal alemlerine kaptırdım, evimi blogumu yalnız bıraktım. ancak o alemlerin sürekli olmadığını anladım, bu sefer gitmecesine, yazmaktan bıkmamacasına geri döndüm. (voldemort is back) yazılar biraz daha uzun, görseller biraz daha fazla olacak, hiciv çıkacak, kuş çıkacak. hadi selametle. sağ elle yazmaya başlıyorum.
kötü insan aşısı olmadım, mikroplara açığım.
insanı, hayatı boyunca çok fazla kötü insanla tanışmamış olması çok fena hasta ediyor. bünye kötü insana alışık olmadığı için ön hazırlık yapmıyor, mikroplar direk vücuda alınıyor. sonra da bünyeden atılması çok zor oluyor. birkaç kötü insanın sizi sokmasına izin verin ve sonra onlara karşı bağışıklık kazanın.
iyi bir eş olmanın altın kuralı, evde neyin nerede olduğunu bilmekten geçer.

çünkü erkek kişi, koyduğu hiçbir şeyin yerini hatılamayacak ve evdeki her şeyin yerini bilmekle sizi sorumlu tutacaktır. yeri gelecek size uzun zamandır ortada olmayan bir dvd'nin yerini, yeri gelecek kendi cep telefonunun nerede olacağını soracak. çözümü olmayan bu duruma karşılık yapmak gereken tek şey, her şeyin yerini bilmektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
